Andropoz Nedir? Belirtileri Nelerdir?

0
142

Yaşlanma, yaşamın doğal bir parçasıdır ve bununla birlikte insanlarda hem fiziksel hem de duygusal açıdan birçok değişiklik meydana gelmektedir.

Erkeklerde, testisler tarafından üretilen ve çoğunlukla cinsel dürtü ile ilişkili olan testosteron hormonu da bu değişikliklerden doğrudan etkilenmektedir.

Ergenlik döneminde önemli ölçüde artmaya başlayan testosteron hormonu düzeyi, yaşın ilerlemesiyle birlikte giderek azalabilmektedir.

Öyle ki sperm üretiminde hayati bir rol oynayan, erkeklerin kemik ve kas kütlesini, vücutta yağ depolama şeklini ve hatta kırmızı kan hücresi üretimini etkileyen bu hormon; duygusal dengenin korunmasında da belirleyici faktörlerden bir tanesidir.

Biz bu makalemizde sizlere erkek yaşamında önemli bir role sahip testosteron hormonunun etkinliğinin azaldığı dönem olan andropoz hakkında bilgilendirmeyi ve daha çok sizlerden gelen soruları yanıtlamayı amaçladık.

Andropoz nedir?

Toplumda “erkek menopozu” olarak da adlandırılan andropoz, erkeklerin yaşlanmasına bağlı olarak azalan testosteron hormonunun ortaya çıkardığı belli başlı semptomlarla ilerleyen bir değişim sürecine verilen özel bir isimdir.

Özellikle 40’lı yaşların sonlarında ve 50’li yaşların başında ortaya çıkan bu semptomlar erkeğin yalnızca cinsel performansını etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda psikolojik açıdan bazı zorlayıcı durumların oluşmasına da sebep olmaktadır.

erkeklerde andropoz belirtileri

Erkeklerde andropoz belirtileri

Andropoz birçok erkek için kabul edilmesi zor bir durum haline gelebilmektedir. Bu nedenle belirtileri göz ardı eden ve bu konuda konuşmaktan tam anlamıyla çekinen erkeklerin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır.

Ancak her konuda olduğu gibi andropoz için de tanı konulmasının ardından uygulanabilecek birtakım tedavi yöntemleri bulunmakta ve bu sayede hastaların süreci daha rahat geçirmeleri mümkün olmaktadır. Görülen semptomlar sıklıkla şu şekildedir:

  • Cinsel istekte azalma,
  • Depresif ruh hali,
  • Jinekomasti veya meme gelişimi,
  • Kısırlık,
  • Anksiyete,
  • Ani olarak hissedilen ateş basmaları,
  • Ciltte kuruluk ve kırışıklık sorunları,
  • Ereksiyon sorunları,
  • Cinsel işlev bozuklukları,
  • Uyku sorunları,
  • Vücut tüylerinde dökülme veya azalma,
  • Kas kütlesi kaybı ve kemik erimesi,
  • Yağ oranın artış (özellikle bel çevresinde yağlanma),
  • Konsantrasyon bozukluğu ve motivasyon düşüklüğü,
  • Değişken ruh hali ve sinirlilik,
  • Erken boşalma ve testis disfonksiyonu,
  • Sürekli yorgun hissetme ve egzersiz yapma yeteneğinde azalma.

Andropoz tanısı nasıl konulur?

Andropoz tanısını koymak için öncelikle hastadan detaylı bir öykü almak çok önemlidir. Bu süreçte hastaya semptomlar hakkında ayrıntılı sorular sorulmakta ve olası diğer hastalıkların gözden kaçırılmamasına dikkat edilmektedir.

Muayenede cinsel organlar ve prostat yeterli düzeyde incelenir. Sonrasında ise tanıyı doğrulamak adına hastadan birtakım laboratuvar testleri istenir. Hormon düzeyinin en yüksek olduğu sabah saatlerinde yapılacak bu testler ile öncelikle kandaki testosteron seviyesi kontrol edilmektedir.

Hastanın; total testosteron, LH, FSH ve prolaktin hormon düzeyleri incelendikten sonra ise uzman hekim tarafından andropoz tanısı konulabilmektedir.

Kan tahlillerine ek olarak hormonal analizler ve uygun görülen durumlarda radyolojik değerlendirmelerle de kesin teşhis konulabilmektedir. Bu süreçte hastanın net şikayetlerini aktarabiliyor olması, belirtileri ve hissettiklerini hekimle tam olarak paylaşması ve cinsel sorunlarını konuşmaktan çekinmemesi, tanının doğru konulabilmesi adına oldukça önemlidir.

Bu sürecin dışında veya devamında hastaların, hekim önerisi olmaksızın rastgele bitkisel tedavilere, vitamin ve hormon takviyelerine veya medikal ilaçlara başvurması ise sağlığı büyük ölçüde tehdit edecektir.

Andropoz sürecinin mutlaka uzman bir hekimin kontrolünde değerlendirilmesi gerekir ve bu noktada da kişiye uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesinin önemi unutulmamalıdır.

Andropoza giren erkeğin cinsel ilişki yaşaması mümkün olur mu?

Testosteron, sağlıklı erektil fonksiyon için hayati bir hormondur. Sağlıklı bir erkete cinsel uyarı sonrası oluşan ereksiyon, beyin reseptörlerini penisten nitrik oksit salmak için harekete geçiren testosteron salınımı ile başlar.

Nitrik oksit, penis kaslarını gevşetmeye çalışır ve daha fazla kanın penise doluşmasına izin verir. Bu da tatmin edici bir ereksiyon sağlar.

Andropozun neden olduğu düşük testosteron seviyeleri ise kraniyal sinirleri uyarmak için gerekli olan hormon seviyelerinin düşmesine neden olabilir. Düşük testosteron seviyesi de erektil disfonksiyona ve düşük libidoya yol açmaktadır.

Bununla birlikte andropoz dönemi semptomları arasında sinirli ruh hali, depresyon, motivasyon düşüklüğü ve sürekli yorgun hissetme durumu olduğu bilinmektedir. Bu da erkeğin cinsel performansını olumsuz etkilemekte ve birtakım işlev bozuklukları yaşamasına sebep olmaktadır.

Oysa ki bu süreçte erkeğin aktif bir cinsel hayatının olması mümkündür.

Özellikle andropoz döneminde görülen sertleşme sorunlarının, cinsel isteksizliğin, erken boşalma probleminin ve diğer ruhsal dalgalanmaların uygun tedavi ile kontrol altına alınması sonucunda erkeklerin cinsel yaşamları iyileştirilebilmekte ve bu sayede devamlılığı sağlanmaktadır.

Andropozlu erkekler çocuk sahibi olabilir mi?

Andropoz belirtilerinin büyük bir kısmı menopoz belirtileri ile benzerlik gösterse de bu durumun menopozdan çok daha farklı olduğunu söylemek mümkündür.

Bununla birlikte menopoz dönemindeki kadınların çocuk sahibi olması mümkün değil iken, andropozlu erkeklerde kesin kısırlık tanısının konulmadığı bilinmektedir.

Bu dönemdeki testosteron seviyesi azalmasına bağlı sperm parametreleri ve morfolojisindeki bozulmaya rağmen, üreme potansiyelinin tamamen kaybolması söz konusu değildir.

Menopoz dönemindeki bir kadından farklı olarak, andropoza giren erkeğin çocuk sahibi olma yeteneği devam etmektedir.

Öte yandan andropoz, bazı ciddi durumlara da sebep olabilmekte; ancak düşük testosteron seviyeleri birtakım tedavi yöntemleri ile geliştirilerek bu sorunların önüne geçilebilmektedir.

Andropoz tedavisi nasıl yapılır?

Hem fiziksel hem de psikolojik etkileri nedeniyle erkeklerin hayattan keyif almasını önemli ölçüde azaltan andropozun temel tedavi süreci, hormon replasmanından oluşmaktadır.

Ancak bu tedavinin muhakkak uzman bir üroloji hekimi tarafından takip edilmesi gerekmektedir. Beraberinde oluşan diğer semptomlara yönelik ayrı ayrı tedavi planlamaları yapılırken lüzumu halinde psikoterapi de tedaviye eklenmektedir.

Bilindiği gibi erkeklerde 40 yaşından sonra prostat kanseri veya benign prostat hiperplazisi görülme sıklığı artmaktadır. Kullanılacak testosteron hormonunun bu hastalıklar üzerinde olumsuz etkileri olabileceğinden dikkat edilmelidir.

Bunun yanı sıra multidisipliner olarak da bedensel ve ruhsal etkilerin azaltılması, yine tedavinin hedeflerindendir.

Öte yandan;

  • yaşam tarzında çeşitli değişikliklerin yapılması,
  • sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterilmesi,
  • yeterli uykunun alınması,
  • fiziksel egzersizin aksatılmaması ve
  • alkol veya tütün ürünü gibi alışkanlıkların geri bırakılması da andropoz döneminde kişiyi mümkün olduğunda rahatlatacaktır.

Eğer hasta derin bir ruhsal çöküntü içerisindeyse mutlaka konunun uzmanı hekim görüşü alınmalı ve hasta tedaviye başlaması için yönlendirilmelidir.

Genel olarak andropoz semptomları kişinin hayatını zorlaştırmıyorsa, herhangi bir tedavinin zorunluluğundan söz edilmesi doğru olmaz. Semptomları hafifletmek ve hastayı rahatlamak tedavinin temel ilkesini oluşturmaktadır.

Andropoz döneminde ereksiyon problemine nasıl çözüm bulunabilir?

Andropoz dönemindeki sertleşme sorunu görülebildiğini daha önceden belirtmiştik. Ereksiyon sorununun ana sebebi ise andropozlu hastalarda hormon düzeylerindeki düşüştür.

Tedavi sürecinde uygulanması planlanan ve testosteron içeren enjeksiyonların, hapların, jellerin kullanımı ile gerçekleştirilen hormon replasmanı ile hormon seviyesindeki düşüş kontrol altına alınabilmektedir. Bu da ereksiyon problemini büyük oranda ortadan kaldırmaktadır.

Bununla birlikte sertleşme sorunu oluşturan sadece hormon eksikliğinin olmadığını ve beraberinde diğer sebeplerin de araştırılması gerektiğini vurgulamak gerekir.

Andropoz kaç yaşında başlar?

Andropozun aslında kesin bir başlangıç yaşı bulunmamakta, belirtileri ise bazı sağlıklı yaşam tercihleri ile hafifletilebilmektedir. Bununla birlikte özellikle 40 yaşından sonra erkeklerdeki testosteron seviyesi yıldan yıla azalma eğiliminde olabilir ve andropoz ile ilişkili semptomlar kendini gösterir.

Andropoza girmiş olan erkek neler yemeli?

Erkeklerin daha kaliteli bir andropoz dönemini geçirebilmeleri adına beslenme tarzlarını doğru planlamaları ve bazı besinleri özellikle tüketmeleri oldukça fayda sağlayacaktır. Konu ile ilgili olarak detaylı bazı yiyecek ve içecek bilgilerine web sayfamızın blogları içerisinde bulunan aşağıdaki yazılardan ulaşabilirsiniz:

Öyle ki uzman hekim tarafından önerilen birtakım vitaminlerin kullanımının yanı sıra dengeli biçimde sebze, meyve ve protein tüketimi çok önemlidir.

Bu dönemde testosteron üretimlerinin desteklenmesi adına kişiler C vitamini, L-karnitin, folik asit, sitrik asit ve selenyum gibi maddeleri içeren besinlere ağırlık verebilir.

Buna ek olarak günde mutlaka 2,5-3 litre kadar su içilmelidir.

Andropoza giren erkeklerde prostat sağlığına da iyi gelen ve likopen içeren domates, çilek, karpuz, şeftali, kırmızı elma gibi meyveler bolca tüketilmelidir. Yine brokoli, karnabahar gibi farklı sebzeler rutin beslenme alışkanlıklarına mutlaka dahil edilmelidir.

Bunun yanında kırmızı et yerine balık tüketilmesi, bu dönemde daha çok tavsiye edilmektedir. Çünkü kırmızı etin gereğinden fazla tüketimine bağlı olarak vücutta asit yükü artabilmekte ve bu da testosteron hormonunun üretilmesine engel teşkil edebilmektedir.

Bu dönemde ayrıca karbonhidrat kaynaklı besinlerden, şeker içeren yiyeceklerden ve fast food ürünlerinden de mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Erkeklerde andropoz ne zaman biter?

Andropoz dönemi her erkekte aynı sürede devam etmez. Bazı erkeklerin andropoz dönemi daha uzun sürerken, bazılarında ise semptomlar daha kısa bir süre boyunca kendini göstermektedir.

Andropoz dönemi, yaş faktörü ile birebir ilişkili olduğundan ötürü de elbette ki herkeste aynı dönemde ortaya çıkmayabilir. Genellikle semptomların daha fazla ortaya çıktığı yaşlar, 50’li yaşlardır.

Bu yaşlardan sonra erkeklerin yaklaşık %30’unda andropoz belirtileri tamamen görülür. 70 yaşından sonra ise vücuttaki hormon seviyesi 20’li yaşlardaki seviyenin yarısına kadar düşebilir.

Referanslar :

Önceki İçerikEreksiyon Sorunu Nasıl Çözülür?
Sonraki İçerikÜrolojide Tanı Yöntemleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz