Ereksiyon Hapları Kimler İçin Tehlikeli?
Erkeklerde sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon), toplumumuzda konuşulması, sorulması ve hatta doktora gidilerek dile getirilmesi en zor konulardan biri olmaya devam etmektedir. Tırnak içerisinde “erkeklik” algısının sorgulanması, yaralanması ve incinmesi korkusuyla pek çok kişi, en yakın arkadaşlarıyla ve hatta eşleriyle bile bu durumu paylaşmaktan ciddi şekilde çekinmektedir. Bir utanç kavramına dönüşen bu sorun yüzünden hastalar hekime başvurmak yerine genellikle fısıltı gazetesine güvenmekte; “şunu kaynatırsan iyi gelir” efsanelerinden tutun da, gergedan boynuzunun rendelenip yenilmesine kadar varan bilim dışı deneme yanılma yollarına sapabilmektedir.
Çevreden gelen “Ben şu ilacı kullandım çok iyi geldi, sen de al” şeklindeki yaklaşımlar, hastaların kafasında haklı olarak “Bu hapları kullanırsam bana bir şey yapar mı?” sorusunu doğurmaktadır. Çünkü hapı kullanacak kişinin kaç yaşında olduğu, beraberinde hangi hastalıkları taşıdığı ve halihazırda hangi ilaçları kullandığı (örneğin iki damarında stent olan veya bypass geçirmiş bir hasta olması) hayati bir önem taşır.
Ereksiyon Hapları Nasıl Keşfedildi ve Nasıl Etki Eder?
Tarihsel sürece baktığımızda, cinsellik erkeklik algısıyla birlikte sürekli bir odak noktası olmuş ve ereksiyonu artırmak için yüzyıllar boyunca çareler aranmıştır. Modern ereksiyon haplarının tıp dünyasına girişi ise bilimsel bir tesadüfe (serendipiti) dayanır. 1990’lı yıllarda bilim insanları, kalp krizleri sırasındaki ölümleri azaltmak ve kalp damarlarını daha iyi nasıl genişletebileceklerini bulmak amacıyla “nitrik oksit” adı verilen bir molekül üzerine çalışıyorlardı.
Bu araştırmalar sürerken 1998 yılında sildenafil etken maddesi piyasaya sürüldüğünde başlangıçta büyük bir tedirginlik yaşandı. Ancak ilacın kalp damarlarından ziyade, penisteki damarları genişletmede çok daha efektif olduğu anlaşıldı. Bugün sosyologların üniversitelerde “sildenafil öncesi toplum ve sildenafil sonrası aile yaşantısı” şeklinde tezler yazdığı büyük bir değişim çağı başlamış oldu.
Peki bu ilaçlar nasıl çalışır? Nitrik oksit molekülü, penis düz kasında endotelden salgılandıktan sonra hücre içindeki siklik GMP maddesini artırarak düz kas gevşemesine yol açar. Penisin içindeki mutfak süngeri gibi gözenekli ve normalde kapalı duran iki adet tüp şeklindeki silindir yapı, cinsel uyarı geldiğinde bu sayede genişler. İlaçlar, bu gözenekleri çok daha iyi açarak içeriye yüksek miktarda kan dolmasına müsaade eder ve böylece daha kaliteli, daha uzun süreli bir ereksiyon sağlanır.
Ereksiyon Haplarını Kimler Kullanmalı? Yaş Sınırı Var Mı?
Bu hapların icadı, belli bir yaşın üzerindeki ya da belli hastalıkları olan erkeklere adeta ikinci bir baharı yaşama fırsatı sunmuştur. Ancak bu mucizevi etkiyi duyan ve sadece hazzı ya da süreyi artırmak isteyen tamamen sağlıklı genç bireyler de hekim tavsiyesi olmadan bu ilaçları kullanma eğilimine girmiştir.
Öncelikle şu çok net bilinmelidir: Bu ürünler kimyasal içeriği net olan, bilimsel araştırmalarla üretilmiş tıbbi ilaçlardır. Herkesin alması gereken bir takviye değil, yalnızca hastalar için gerekli olan ve “ihtiyacı olanların” kullanması gereken medikal çözümlerdir. Hekim kontrolünde karar verildiği takdirde bu ilaçların kullanımında yaş bir kriter değildir. Bilimsel olarak belli bir yaşın üzerinde bu ilaçlar alınmaz şeklinde bir kural yoktur; 20’li yaşlardaki bir hasta da, 80’li yaşlardaki bir hasta da hekim gözetiminde güvenle kullanabilir.
Hap Kullanmadan Önce Yapılması Gerekenler: Yaşam Tarzı Değişikliği
Sertleşme sorunu şikayetiyle üroloji uzmanına başvuran erkeklerin tedavisi sadece hap yazmaktan ibaret değildir. Yapılan bilimsel klinik çalışmalar, ilk semptom olarak ereksiyon problemi yaşayan erkeklerin %68’inin, takip eden 5 yıl içerisinde kalp ve damar hastalıkları geliştirdiğini ve bunlara yönelik tedaviye başladığını saptamıştır. Yani penisteki bir problem sadece penisin değil, kardiyovasküler sistemin ve endotel sisteminin bir alarmıdır.
Bu nedenle ilaca geçmeden önce mutlak suretle yaşam tarzı değişikliğine gidilmelidir. Sigaranın içilen adet sayısına bağlı olarak bile problem yaşama ihtimali arttığından sigara ve alkol derhal bırakılmalı, obezite ile mücadele edilmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Aksi takdirde, hapla alınan geçici fayda sürekli hale gelmez. Bu durumu hastalarımıza şu örnekle açıklıyoruz: Biz bir restorasyon yapıyor ve bir kat çıkıyoruz. Eğer siz kötü alışkanlıklarınıza devam ederek her çıktığımız katı iki kat yıkarsanız, 6 ayda alacağımız yolu ancak 6 yılda alabiliriz.
Ereksiyon Hapı Çeşitleri ve Kullanım Şekilleri
Günümüzde fosfodiesteraz tip 5 (PDE5) enzim inhibitörü grubunda yer alan sildenafil, tadalafil, vardenafil, avanafil ve udenafil gibi çeşitli moleküller bulunmaktadır. Ülkemizdeki klinik pratiklerde ise genellikle sildenafil ve tadalafil ağırlıklı olarak tercih edilmektedir.
Bu ilaçların hangisinin kullanılacağına hasta değil hekim karar vermelidir. Kimi ilaçlar sadece ilişki öncesi o anı kurtarmak için kullanılırken, kimi ilaçların (örneğin belli formdaki moleküllerin) yarılanma ömrü 72 saate kadar çıkmaktadır. Üstelik bu grup ilaçlar düşük dozlarla düzenli tedavi amacıyla kullanıldığında prostatla ilgili işeme semptomları ve sorunlarının giderilmesine de büyük fayda sağlamaktadır. İlaçların gıdalarla veya alkolle etkileşimleri farklıdır; örneğin bazı hapların etkili olabilmesi için alkol alımından en az 2 saat sonra içilmesi gibi spesifik kullanım kuralları vardır.
Hapların Yan Etkileri ve Bağımlılık Yapar Mı Korkusu
İlaçları almaktan çekinen pek çok kişinin en temel korkusu kalp krizi geçirmektir. Bilinen yan etkiler molekül tipine göre değişmekle birlikte genellikle oldukça hafif düzeydedir. Yüzde 1 oranında rastlanan sıcaklık ve yüz kızarıklığı hissi (flushing), hafif kan basıncı düşüklüğü, puslu görme, sırt ve kas ağrıları ya da hafif çarpıntı gibi tolere edilebilir yan etkiler görülebilir. Kalıcı bir yan etki bildirilmemiştir.
Hastaların diğer bir endişesi olan “bağımlılık yapar mı?” korkusu ise fiziksel anlamda yersizdir. Bu hapların alkol veya uyuşturucu madde gibi fiziksel bir bağımlılığı yoktur. Sadece ilacın sürekli başarı getirmesinden kaynaklanan psikolojik (psişik) bir bağımlılık gelişebilir. Bu durum, yüzme öğrenen birinin sadece kendini güvende hissetmek için havuzda hocasının parmağına tutunma ihtiyacına benzer.
Hayati Uyarı: Ereksiyon Hapları Hangi İlaçlarla Asla Birlikte Alınmamalıdır?
Konunun en can alıcı noktası burasıdır. Hangi ilaçla birlikte alınırsa hayatı tehdit eder sorusunun tek ve net bir cevabı vardır: Kalp damarlarını genişleten ve kalp hastalıklarında kullanılan NİTRAT grubu ilaçlar (özellikle dilaltı göğüs ağrısı hapları vb.).
Eğer nitrat grubu bir ilaç kullanıyorsanız, ereksiyon haplarını kullanmanız kesinlikle yasaktır (kontrendikedir). İki ilacın aynı anda kullanılması damarlarda aşırı bir genişlemeye yol açarak şiddetli tansiyon düşüklüğüne (hipotansiyon), kalbin çok hızlı çarpmasına (taşikardi), hipovolemik şoka ve hatta ölüme sebebiyet verebilir. Nitrat kullanan bir hastanın bu ilaçları alabilmesi için tek doz nitrat kullanımının üzerinden en az 48 saat, ideal olarak ise 72 saat geçmesi gerekmektedir. Kalp veya üroloji hekiminize danışmadan kesinlikle bu yola başvurulmamalıdır.
İlaçlar İşe Yaramadığında Ne Yapmalı?
Uzun süreli kullanımlarda, örneğin başta iyi gelen düşük dozdaki bir ilacın zamanla yetersiz gelmesi mümkündür. Ayrıca doktorun verdiği ilacı ilk kez kullanan bir hasta anında fayda görmeyebilir. Ancak “bu ilaç bana yaramadı” diyerek tedavi kesilmemelidir. Yapılan klinik çalışmalar, ilacın etkinliğinin 3. veya 4. doz kullanımından sonra bile belirgin ölçüde artabildiğini göstermektedir. Buna rağmen sorun devam ediyorsa, hekim kontrolünde ilacın dozu artırılabilir ya da tamamen farklı bir etken maddeye geçiş yapılabilir.
Son yüzyılın en büyük çığır açıcı moleküllerinden olan ve zamanla “kadın viagrası” gibi yeni araştırmalara da ilham veren bu haplar; doğru dozda, doğru zamanda ve uzman hekim kontrolünde kullanıldığında erkeği ve partnerini mutlu eden son derece güvenilir tıbbi yöntemlerdir. Sorunlarınızı kulaktan dolma bilgilerle değil, mutlaka bir uzman rehberliğinde çözmeyi tercih edin.




