Blog

Libido Düşüklüğünün Gerçek Sebebi Nedir?

Cinsel isteksizlik denince akla ilk gelen açıklama çoğu zaman “psikolojiktir” oluyor. Oysa libido düşüklüğünün arkasında çok net fiziksel sebepler bulunabiliyor ve bunların önemli bir kısmı basit bir muayene ve tetkikle ortaya konabiliyor. Bu yazıda erkeklerde libido düşüklüğünün gerçek sebeplerini, hangi hormonlara bakmak gerektiğini ve isteksizlik gibi görünen tablonun altında neyin gizlenebileceğini anlatıyorum.

Libido nedir?

Libido denince ilk olarak Freud çağrışım yapıyor; aldığımız eski eğitimlerden gelen bir çağrışım bu. Ancak biz libido derken olayın psikolojik boyutlarını bir tarafa bırakıp kişinin cinsel isteğini ve cinsel arzusunu kastediyoruz.

Kavramı biraz genişlettiğinizde kişinin içindeki enerji duygusu, hareket etme duygusu, dışarıya doğru olan ilgisi ve dış dünyayla iletişimi de bu tanımı destekleyen, zenginleştiren unsurlar olarak devreye giriyor. Ama ürolojide libido dendiğinde en sık kullanılan karşılık cinsel istektir.

İsteksiz erkek: neden artık daha çok konuşuluyor?

36 yıllık meslek hayatıma baktığımda, cinsel isteksizlik şikâyetiyle başvuran erkek sayısının en yüksek olduğu dönemin son yıllar olduğunu söyleyebilirim. Bugün için gerçekten “isteksiz erkek” diye ayrı bir kavramdan söz ediyoruz.

Randevu ve bilgi almak için hemen ulaşın

İşin ilginç yanı, bize başvuran çoğunlukla erkeğin kendisi olmuyor. Konuyu araştıran, doktoru seçen, telefonu açıp randevuyu alan ve eşiyle birlikte gelen taraf çoğunlukla eşler oluyor. Videolarımızda sık sık bahsettiğimiz erkek utancı kavramı burada da karşımıza çıkıyor ve doktora başvurmayı geciktiren en önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor.

Bu artışta kadınların cinsel sağlık konusundaki farkındalığının artmasının payı var. İnternet ve yapay zekâ çağında bilginin yaygınlaşmasıyla birlikte sorun daha çok fark edildi ve gün yüzüne çıktı. Bir grup erkek de “bu sorunun bir çözümü de olabilir, sadece ben değilimdir” diyerek o utanç kavramından uzaklaşmaya başladı.

Tablo yalnızca cinsel isteksizlikle de sınırlı kalmıyor; beraberinde gelen yetersizlik duygusu sosyal hayatı, aile hayatını ve iş performansını da etkileyen ciddi problemlere yol açabiliyor.

Libido düşüklüğünün gerçek sebebi tek bir hormon değil

Cinsel isteği hem erkekte hem kadında belirleyen en önemli unsur testosterondur. Ancak bir üroloji hekimine başvurduğunuzda yalnızca testosterona bakılıp “testosteronunuz normal, sıkıntı yok” denmesi eksik bir değerlendirmedir. Belirleyici olan tek hormon testosteron değildir.

Testosteron

Hormonun eksik olması kadar etkinliğini yitirmesi de önemlidir. Yaşla birlikte kandaki testosteronu alan hücrelerdeki reseptörlerde, yani alıcılarda hassasiyet azalması ya da hormonun hissedilip hücre içine çekilmesinde problem olması durumunda da cinsel isteksizlik görülebiliyor.

Testosteron eksikliğini hastaya bakarak bile büyük ölçüde anlayabilirsiniz. Muayenede dikkat ettiğimiz bulgular şunlar:

  • Sakal ve saç gelişimi
  • Sesin kalınlığı veya inceliği
  • Göğüste, kollarda ve bacaklarda erkek tipi tüylenmenin olup olmaması
  • Kilo alımıyla birlikte belden basenlere doğru olan kadın tipi yağlanma; göbek ve basen çevresinde yağlanma artışı
  • Jinekomasti, yani erkek memelerinde büyüme ve o bölgede yağ dokusu birikimi

Prolaktin

İstek üzerine etkili olan en önemli hormonlardan biri de prolaktindir. Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinir; erkeklerde de belli aralıklarda bulunması gerekir. Bu hormonun aşırı üretilmesi durumunda cinsel istek düzeyinde belirgin azalma olabildiği gibi ereksiyonda ve sperm kalitesinde de bozukluklar meydana gelebiliyor.

Tiroid ve kortizol

Tiroid hormon fonksiyon bozukluklarında, bu hormonların aşırı artması ya da azalması durumunda isteksizlik görülebiliyor. Böbrek üstü bezinden salgılanan kortizol hormonundaki değişkenlikler de aynı şekilde soruna yol açabiliyor.

Özetle testosteron temel belirleyici hormondur, ancak yanı sıra diğer hormonlara da bakarak kişinin genel durumu hakkında bilgi edinmek gerekir.

İsteksizlik gibi görünen tablo: gizli sertleşme sorunu

Cinsel isteksizlikle başvuran hastaların önemli bir bölümünde asıl mesele istekte değil, ereksiyondadır. Kişi yeterli bir ereksiyon sağlayamıyorsa, karşı tarafa mahcubiyet yaşayacaksa, her birliktelik duygusal bir yıkımla, gözyaşıyla ya da kavgayla sonlanacaksa zaman içinde yavaş yavaş cinsel birliktelikten kaçınma davranışına yöneliyor.

Bunun kökenine baktığımızda çoğu zaman ciddi bir sertleşme sorunu olduğunu, kişinin bunu eşine söylemekten utandığını, eşinin karşısında ezik ve yenilmiş hissettiğini görebiliyoruz. Bu nedenle isteksiz erkeklerin bir bölümünün mutlaka sertleşme sorunu açısından da değerlendirilmesi gerekiyor. Eşlerin de bu açıdan bir kaçınma davranışı olup olmadığını sorgulamaları önemli.

Bu mekanizmayı şöyle açıklayabiliriz: Dış dünyayı beş duyumuzla algılıyoruz; görüyor, kokluyor, işitiyor, dokunuyor ve tadıyoruz. Bu beş duyuyla haz aldığımız şeyleri tekrar ediyoruz. Gittiğiniz bir restoranda hizmetten, hijyenden ve yemekten memnun kaldıysanız bir daha dışarıda yemek istediğinizde yine aynı yere gitmek istersiniz. Tersi de geçerlidir: Haz almadığımız, sevmediğimiz şeylerden kaçınma davranışı gösteririz.

Cinsel birlikteliği haz alınacak bir şey olarak değil de geçilmesi gereken bir sınav, aşılması gereken bir engel gibi gördüğünüzde, o birliktelik size haz vermek yerine endişe ve korku vermeye başlıyor. Sizi gerilime ve strese sokuyor; buna bağlı olarak da kaçınma davranışı ortaya çıkıyor.

Libido düşüklüğünün diğer nedenleri

Erkeklerde cinsel isteksizliğin belirtileri ve genel tedavi yaklaşımı için erkeklerde cinsel isteksizlik yazımıza bakabilirsiniz. Burada libido düşüklüğüne yol açan diğer başlıkları sıralıyorum.

Sistemik hastalıklar

Diyabet, kalp damar hastalığı, depresif duygulanım, karaciğer yetmezliği ve böbrek yetmezliği cinsel istek üzerine çok ciddi derecede etki edebiliyor.

Kullanılan ilaçlar

Sorgulamamız gereken en önemli başlıklardan biri kullanılan ilaçlardır. Liste oldukça uzun; ancak sık kullanılanlar arasında en dikkat çekeni antidepresanlardır. Kullanım dozuna, süresine ve kimyasal molekülüne göre değişmekle birlikte bazı antidepresanlar yüksek dozda ve uzun süreli kullanımda libidoyu çok belirgin biçimde düşürebiliyor.

Burada kesinlikle yapılmaması gereken şey ilacı kendi kararınızla bırakmaktır. Kendi hastalarıma her zaman şunu söylüyorum: Bu ilacı size öneren hekimle, psikiyatristinizle yeniden görüşün ve şikâyetinizi dile getirin. Hekiminiz belki başka bir moleküle geçecek, belki dozu düşürecek, belki de bu ilacı kullanmanız gerektiğini söyleyecek. O zaman biz de ona göre bir çözüm geliştireceğiz.

Yalnızca antidepresanlar değil; kalp ilaçları, tansiyon ilaçları, kolesterol ilaçları ve diyabet ilaçlarının bazılarında da kullanım sonrası cinsel isteksizlik meydana gelebiliyor. Hastaların çok tipik bir ifadesi vardır: “Bu ilaca başladıktan sonra fark ettim.” Orada bir başlangıç noktası vardır. Sorgulama sırasında da bu ilişki kurulabilir: Kalp hastalığınız ne zamandan beri var? İki yıl önce. Cinsel isteksizliğiniz ne zamandan beri var? O da iki yıl önce.

Genitoüriner enfeksiyonlar

Genitoüriner enfeksiyonların ve bunların prostatla ilgili kısımlarının da cinsel isteksizlikle birlikte seyrettiğine şahit olabiliyoruz. Üroloji hekimlerinin hastayı değerlendirirken dikkat etmesini istediğim hususlardan biri budur.

Büyük cerrahiler ve ağır hastalık süreçleri

Kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda, yaşamı tehdit eden büyük ameliyatlardan, koroner damarlara yönelik baypas girişimlerinden ve yoğun bakım tedavi sürecinden geçtikten sonra psikolojik etkilenmeye bağlı olarak cinsel isteksizlik meydana gelebiliyor.

Sigara, alkol ve madde kullanımı

Sigaranın cinsel istek üzerine çok net biçimde olumsuz etki yaptığını biliyoruz. Alkol için de aynı şey geçerli; uyuşturucu ve madde bağımlılıklarını saymıyorum bile. Bu tarz alışkanlıklar varsa bunları ortadan kaldırmak ya da kısıtlamak isteği artırıcı yönde etki yapacaktır. Beslenme düzenlemesi bile bu tabloda etkili olabiliyor.

İlişki boyutu: kalpler yakınlaşmadan bedenler yakınlaşmıyor

Kendi hastalarıma sık ifade ettiğim bir cümle var: Kalpler yakınlaşmadan bedenler yakınlaşmıyor, bedenler yakınlaşmadıkça da kalpler giderek uzaklaşıyor. Burada bir kısır döngü söz konusu.

İstenilmemek bir kadın için gerçekten onur kırıcı bir duygudur. Kültürel ve sosyal değerlerimiz erkeği arzu eden rol modeline yerleştirmiş, kadına ise beğenilen, arzu edilen, istenilen rolü biçmiş durumda. Dolayısıyla reddedilme, kadının ruhsal dünyasını sarsıcı bir etki yapıyor.

Kadın bir adım atıyor, reddediliyor. İki adım atıyor, yine reddediliyor. Sonrasında uzaklaşmalar başlıyor ve zamanla duygusal kopuş meydana geliyor. Bu tablo bazen fiziksel bir problemle başlayıp sonradan bu noktaya geliyor, bazen de fiziksel bir sorun olmaksızın aile içi tartışmalara bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Bu nedenle ihtiyaç varsa bedenleri yaklaştırmadan önce psikiyatrist, psikolog ya da aile terapisti desteğiyle ruhların yakınlaşmasını sağlamak gerekebiliyor. Karşılıklı sevgi, muhabbet ve iyilik hâlini yeniden kuran bir yaklaşımın ardından cinsel birlikteliğe hazırlanmak ve isteği doğurmak mümkün oluyor.

“Psikolojiktir” demeden önce

Her zaman “psikolojiktir” deyip geçmemek lazım. Bunu söylemeden önce muayene ile, tetkiklerle ve gerekli radyolojik görüntüleme yöntemleriyle gerçekten bir sorun var mı yok mu diye değerlendirmek gerekir. Bütün bunlara rağmen hiçbir şey bulunamıyorsa, o zaman aile terapisi, psikoterapi ya da psikiyatrik destek talep edebilmemiz mümkün.

Önce sebebi anlamamız lazım. Problemin nereden kaynaklandığını net olarak bilirsek isteksizliği çözebilmemiz de mümkün oluyor.

Randevu ve bilgi almak için hemen ulaşın

Sık sorulan sorular

Libido düşüklüğü sadece testosteron eksikliğinden mi olur?

Hayır. Testosteron temel belirleyici hormondur ama tek belirleyici değildir. Prolaktin yüksekliği, tiroid fonksiyon bozuklukları ve kortizol değişkenlikleri de cinsel isteği düşürebilir. Testosteron normal çıktı diye değerlendirmeyi sonlandırmak eksik bir yaklaşımdır.

Cinsel isteksizliğim var, sertleşme sorunum yok. Yine de araştırılmalı mı?

Evet. İsteksizlik şikâyetiyle gelen hastaların bir bölümünde altta yatan sebep aslında sertleşme sorunudur; kişi bunu dile getirmekten çekindiği için tablo isteksizlik gibi görünür. Kaçınma davranışı olup olmadığı mutlaka sorgulanmalıdır.

Antidepresan kullanıyorum ve isteğim azaldı. İlacı bıraksam düzelir mi?

İlacı kendi kararınızla bırakmayın. Bazı antidepresanlar yüksek doz ve uzun süreli kullanımda libidoyu belirgin biçimde düşürebilir, ancak çözüm ilacı kesmek değildir. İlacı başlayan hekiminizle görüşün; doz değişikliği, molekül değişikliği veya farklı bir çözüm planlanabilir.

Cinsel isteksizlik için hangi bölüme başvurmalıyım?

Erkeklerde cinsel isteksizlik öncelikle üroloji tarafından değerlendirilir. Hormonal tetkikler, muayene ve gerekli görüntülemeler sonrasında fiziksel bir neden bulunamazsa psikiyatri, psikoloji veya aile terapisi desteği devreye girer.

Muayene ve Randevu İçin
İletişime Geçin

Randevu hattımız aktif — hemen ulaşın

Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş

1996 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldum. 2004 yılında üroloji ihtisasımı tamamladım. İhtisas sonrası FEBU title almaya hak kazandım. İhtisas sonrası laparoskopik cerrahi eğitimi için Leipzig Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde Prof. Stolzenburg ile birlikte çalıştım. 2011 yılında Doçent oldum. 2017 yılında Ankara Gülhane Üroloji Kliniği Profesörlük kadrosuna atandım. Detaylı bilgi için hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu