Blog

İdrar Kaçırma: Yaşlılık mı, Hastalık mı? Sosyal Etkiler ve Tıbbi Nedenler

İdrar kaçırma problemi, sadece fiziksel bir belirti veya basit bir rahatsızlık olmanın ötesinde, kişinin hayatını son derece derin ve olumsuz şekillerde etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Birçok insan idrar kaçırmayı “Ne olacak ki, alt tarafı birkaç damla kaçıyor” şeklinde basit bir durum gibi algılayabilir; ancak gerçek hiç de bu şekilde değildir. İdrar kaçırma öyle bir rahatsızlıktır ki, bu durumun kişi üzerinde yarattığı sosyal ve psikolojik etkiler, emin olun fiziksel olarak verdiği rahatsızlıktan çok daha büyük boyutlardadır. Bu rahatsızlık, kişinin hayatını adeta zindana çeviren ve iç dünyasında derin yaralar açan son derece ızdırap verici bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. İdrar kaçıran bir hastayla yakından konuştuğunuzda, bu problemin ne kadar yıpratıcı olduğunu asıl o zaman hissedebilir ve anlayabilirsiniz.

Gelişen modern tıp, uzayan beklenen yaşam süresi ve artan erken teşhis olanakları sayesinde, günümüzde çoğu hastalık tıpkı rutin bir check-up veya başka bir şikayet için doktora gidildiğinde insidental (tesadüfen) olarak saptanabilmektedir. Önceleri daha çok “40 Plus” (40 yaş üstü) olarak isimlendirdiğimiz bu risk grubunu, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte belki de zaman içerisinde “60 Plus” olarak değerlendirecek ve idrar kaçırmanın ne denli büyük bir problem olduğunu yaş skalasını biraz daha yukarı çekerek konuşmaya devam edeceğiz.

İdrar Kaçırmanın Sosyal ve Psikolojik Etkileri

İdrar kaçırma, kişinin günlük yaşam kalitesini çok ciddi derecede azaltan ve onu sürekli bir tedirginlik haline mahkum eden bir problemdir. Hastalar, altlarının her an ve nerede ıslanacağını bilemedikleri için sürekli bir korkuyla yaşarlar. Özellikle ani sıkışmaların yaşandığı durumlarda, idrarı tutamayıp birden kaçırma ihtimali, hayatı tamamen idrara ve mesanenin durumuna göre ayarlamayı zorunlu kılar.

Bu stresli durum günlük hayatın en beklenmedik anlarında ortaya çıkabilir. Örneğin; asansörde seyahat ederken, bir sınıfta öğrencilerinize ders anlatan bir öğretmenseniz tahta başında, bir memursanız amirinizin karşısında ya da bir patronsanız çok kritik bir iş toplantısının ortasında bu istenmeyen durumla aniden karşılaşabilirsiniz. Bu problemi yaşayan kişiler, gitmeleri gereken her yeri ve atacakları her adımı tuvalete olan mesafeye göre hesaplamak zorunda kalırlar. “Şuraya kadar gidersem burada bir durmam lazım, en yakın tuvalet neredeydi, ha şurada” şeklindeki düşünceler, hastaların dışarıdaki tüm hareketlerini kısıtlar.

Randevu ve bilgi almak için hemen ulaşın

Bazen yaşanan durum büyük bir kaçırma şeklinde değil, sadece küçük damlalar halinde gerçekleşebilir. Ancak bu küçük damlaların neden olabileceği kötü kokunun başkaları tarafından hissedilmesi korkusu bile, başlı başına çok büyük bir rahatsızlık kaynağıdır. “Acaba benden öyle bir koku gelir mi?” endişesi hastayı sürekli tetikte tutar. Kendi hastalarımdan örnek vermek gerekirse; kadınlı erkekli gruplara egzersiz yaptıran bir spor eğitmeni hastam, her gün “Aniden ıslanırsam ne yaparım?” korkusuyla yaşadığını belirtmiştir. Aynı şekilde bir öğretmen hastam, dersteyken ani sıkışmalar yaşadığında dersi bırakıp kaçma hissiyle dolduğunu, duruma dayanamadığını ifade etmiştir. Bu pencereden bakıldığında idrar kaçırmanın; kişinin özgüveninde çok ciddi eksikliklere yol açan, bireyi sosyal hayattan geri tutan ve hayatı tamamen kısıtlayıcı bir rahatsızlık olduğu açıkça görülmektedir.

Kadınlarda ve Erkeklerde İdrar Kaçırma Neden Farklıdır?

Toplum genelinde idrar kaçırma denildiğinde ilk akla gelen grup genellikle kadınlardır. Gerçekten de kadınlarda idrar kaçırma problemi çok daha sık görülmektedir. Bunun temelinde, kadınların üretra olarak isimlendirdiğimiz idrar kanalının erkeklerden farklı yapısal ve anatomik özelliklere sahip olması yatmaktadır. Ayrıca kadınların hayatı boyunca yaşadığı doğumlar, pelvik organ sarkmaları ve zorlanmalar gibi durumlar bu riskin artmasına sebep olur. Fakat durum sadece kadınlarla sınırlı değildir; belli bir yaştan sonra idrar kaçırma şikayetleri erkeklerde de ciddi şekilde artış göstermektedir.

Yaşla Birlikte Artan Tıbbi Nedenler ve Risk Faktörleri

Erkeklerde belli bir yaştan sonra sadece idrar kaçırma artmaz; bununla birlikte koroner kalp hastalığı, prostat büyümesi, kanser görülme sıklığı, diyabet (şeker hastalığı) ve inme riski de artmaktadır. Yaş faktörü, bu tür rahatsızlıklar için başlı başına önemli bir risk faktörü konumundadır.

Kullanılan İlaçlar ve Tansiyon Tedavileri: İlerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan yüksek tansiyon problemi için doktora başvurduğunuzda, tansiyonunuzu düşürmek amacıyla size idrar söktürücü özelliği olan ilaçlar yazılabilir. Doktorunuzun vücuttan sıvı atılımını sağlamak için zorunlu olarak önerdiği bu tansiyon ilaçları, ani idrara sıkışma ve yetişememe hissi yaratarak idrar kaçırmayı doğrudan tetikleyebilmektedir.

Prostat Büyümesi ve Cerrahi Operasyonlar: Erkeklerde yaşa bağlı olarak gelişen prostat büyümesi, zaman zaman idrar kaçırma ve idrarı tutamama problemlerinin yaşanmasına neden olur. Bununla birlikte, iyi huylu prostat büyümesi ya da prostat kanseri nedeniyle yapılan açık ve kapalı ameliyatların ardından da idrar kaçırma görülebilmektedir. Sadece prostat cerrahilerinde değil, bağırsaklarla ilgili yapılan majör (büyük) cerrahi işlemlerden veya kanser tedavisi için uygulanan çeşitli ameliyatlardan sonra da idrar kaçırma çok önemli bir sorun olarak hastaların karşısına çıkabilmektedir.

Randevu ve bilgi almak için hemen ulaşın

Diyabet (Şeker Hastalığı) ve Nörolojik Hastalıklar: Yaşla birlikte görülme riski giderek artan hastalıklardan biri de Diabetes Mellitus, yani şeker hastalığıdır. Diyabeti olan hastalarda zaman içerisinde gelişen nöropatiye (sinir hasarına) bağlı olarak mesane fonksiyonları bozulabilir ve idrar tutma ile ilgili ciddi problemler yaşanabilir. Ayrıca yaşla birlikte artış gösteren Alzheimer gibi çeşitli nörolojik hastalıklar da idrar kaçırmanın önemli nedenleri arasındadır. İdrar kaçırma, bazen beyni ilgilendiren santral kökenli nörolojik hastalıklarda görülebileceği gibi, sinir sistemini etkileyen diğer uç nokta (endpoint) rahatsızlıklarda da karşımıza çıkabilir. Bu nörolojik durumların varlığında idrar kaçırmanın sebebinin mutlaka detaylıca araştırılması gerekir.

Pelvik Taban Disfonksiyonları ve Enfeksiyonlar: Leğen kemiği içerisinde bir leğen şeklini andıran; penisin, mesanenin, bağırsakların ve makatın bulunduğu yapının etrafını saran kırmızı çizgili kaslar pelvik tabanı oluşturur. Bu kaslar dönüp gelerek prostat bitiminde tam olarak idrarımızı tutmamızı sağlayan yapıyı meydana getirirler. Dolayısıyla bu kaslarda meydana gelen disfonksiyonlarda (işlev bozukluklarında) sadece idrar değil, gaz kaçırma problemleri de görülebilmektedir. Diğer yandan idrar kaçırma bazen çok daha basit nedenlere dayanabilir; genital veya üriner sistemde meydana gelen basit bir enfeksiyon bile buna yol açabilirken, sadece basit bir ilaç reçete edilerek hasta hızlıca rahatlatılabilir.

İdrar Kaçırma Tedavisinde Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?

İdrar kaçırmaya yol açan belki 20, belki 30 farklı sebep sayabiliriz; ancak tüm bu sebeplerin ortak noktası kişinin yaşam kalitesini bozmasıdır. Hastaların yapması gereken en önemli şey, hayatlarını kısıtlayarak bu durumla yaşamak yerine uzman bir hekim kontrolünde düzenli muayene olmalarıdır.

Tedavinin en kritik adımı, idrar kaçırmanın asıl sebebinin ne olduğunun kesin olarak bilinmesidir. Çünkü tedavi süreci, altta yatan nedene göre tamamen değişiklik gösterir. Cerrahi operasyonlara bağlı gelişen kaçırmalarda farklı bir uygulama yapılması gerekirken, nörolojik hastalıklarda, prostat büyümesinde veya diyabetle (şeker hastalığı) ilişkili kaçırmalarda o nedene özel çok daha farklı bir tedavi planlanmalıdır. Öncelikle hekim tarafından sorunun tam olarak nerede olduğu belirlenmeli, sonrasında bu bulgular gerekli tıbbi tetkikler ve detaylı muayene ile desteklenmelidir. Ortaya konulan asıl soruna yönelik olarak doğru yol haritası çizilmeli ve hastanın tedavi süreci bu plana göre yönetilmelidir.

Muayene ve Randevu İçin
İletişime Geçin

Randevu hattımız aktif — hemen ulaşın

Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş

1996 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldum. 2004 yılında üroloji ihtisasımı tamamladım. İhtisas sonrası FEBU title almaya hak kazandım. İhtisas sonrası laparoskopik cerrahi eğitimi için Leipzig Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde Prof. Stolzenburg ile birlikte çalıştım. 2011 yılında Doçent oldum. 2017 yılında Ankara Gülhane Üroloji Kliniği Profesörlük kadrosuna atandım. Detaylı bilgi için hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu