Testosteron Düşüklüğü Belirtileri: Nasıl Anlarsın?
Testosteron, anne karnından itibaren salgılanmaya başlayan ve erkek mi yoksa kadın mı olacağımızı belirleyen son derece kritik bir hormondur. Cinsiyetimizi belirlemekle başlayan bu süreçte testosteron seviyesi doğumla birlikte bir miktar artış gösterir, ardından düşer ve ergenlik düzeyine kadar düşük seviyelerde seyreder. Ergenlikle birlikte, özellikle erkek çocuklar için ciddi bir artışla hayatın tüm süreci içerisinde aktif bir şekilde yerini alır. Testosteron sadece cinsiyet karakterinin getirdiği özelliklerle değil, pek çok fizyolojik mekanizmayla da bağlantılıdır ve günlük yaşantımızı devam ettirmemiz için bize son derece yardımcı olur. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş olarak sıklıkla duyduğum “Kendimde testosteron eksikliğini nasıl hissedebilirim, hangi bulgular olursa kendimden şüphe edeyim?” sorularına yanıt vermek amacıyla bu makalede testosteron düşüklüğü belirtilerini detaylıca ele alacağız.
Kadınlardaki Menopozun Erkeklerdeki Karşılığı: Andropoz Kadınlarda özellikle 40’lı ve 50’li yaşlardan sonra belirginleşen menopoz belirtilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, pek çok kişi bunun erkeklerde de bir versiyonu olup olmadığını merak etmektedir. Erkeklerde tırnak içerisinde “andropoz” olarak isimlendirilen bu durumla ilgili olarak, bireyler kendilerindeki bazı belirtilere bakarak andropoza girip girmediklerinden şüphe edebilirler. Testosteron eksikliğini kontrol edebileceğiniz bazı önemli noktalar bulunmaktadır ve bu belirtileri kendinizde gözlemleyerek bir uzmana başvurmanız sizi oldukça rahatlatacaktır.
Yaş Alma ve Yaşlanma Arasındaki Önemli Fark İnsan hayatında bir “yaş alma” kavramı, bir de “yaşlanma” kavramı vardır ve bu ikisi arasında gerçekten çok önemli bir farklılık bulunmaktadır. Zaman geçtikçe gün be gün yaş alıyoruz; çocuklar büyüyor, erişkin oluyor, olgunlaşıyor ve yaşlanıyorlar. Hayatın bu doğal ritmi içerisinde yaş almanın önüne geçme şansımız yoktur ve bu, bizim dışımızda akan bir süreçtir. Yaş alma süreci 20’li yaşlarda pek hissedilmese de, 30’lu ve 40’lı yaşlarda biraz daha fark edilmeye başlanır; hele de 50’li yaşlardan sonra yaş almayla birlikte yaşlanma kavramıyla da yavaş yavaş yüzleşmeye başlarız. Yaş almanın önüne geçemesek de, yaşlanma belirtilerinin oluşmasını geciktirmek ve testosteron aktivitemizi eskisi gibi 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki etkin düzeyde nasıl sağlayabileceğimize odaklanmak mümkündür.
Yaş İlerledikçe Testosteron Neden Etkisini Kaybeder? Testosteronun yaşla birlikte azaldığı bilimsel olarak da kanıtlanmış bir gerçektir. 20 yaşındaki bir insanın testosteron seviyesi ile 60 yaşındaki bir erkeğin testosteron seviyesi kesinlikle aynı değildir. Ancak bu sorun sadece kanda ölçülen testosteronun seviyesindeki sayısal farklılıktan ibaret değildir. Yaş almayla birlikte hücrelerin testosteronu reseptörler aracılığıyla yakalama ve hücre içine alma ihtimallerinde de problemler ortaya çıkabilmektedir. Bazen reseptör sayısı azalırken, bazen de testosteronu karşılayan bu reseptörlerde duyarsızlık meydana gelir. Yani testosteron kanda sayısal olarak normal görünse bile, hücre eskisi kadar hormonu içeri alıp istenen testosteron etkinliğini gösteremeyebilir.
Testosteron düşüklüğü, bir günde aniden meydana gelen bir durum değildir. Testosteronda ancak travma yaşanması veya testislerin cerrahi bir operasyon (ameliyat) sonucunda alınması gibi durumlarda ani bir düşüş görülebilir. Bunun dışında, toplumdaki genel testosteron eksikliği yavaş yavaş gelişir. Bu değişimler çok yavaş geliştiği için, kişi artık bunu hayatın ve yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görmeye başlar ve hissetmesi de oldukça zorlaşır.
Kendinizde Test Edilebilecek Testosteron Eksikliği Belirtileri
Testosteron eksikliğinden şüphelenmenizi gerektirecek ve kendinizde adım adım kontrol edebileceğiniz başlıca bulgular şunlardır:
1. Kas ve İskelet Sisteminde Görülen Değişiklikler: Eğer eskiye göre rutin kullandığınız kol ve bacak kaslarınızda bir incelme hissediyorsanız, bu testosteron eksikliğinin ilk işaretlerinden olabilir. Örneğin, masa başı bilgisayar başında iş yapıyorsunuz ve koltuğa oturduğunuzda kalçalarınızdaki (pelvik) kaslarda erimeye veya incelmeye bağlı olarak kemiklerinizin size batıyor gibi olduğunu hissediyorsanız kas erimesinden şüphelenebilirsiniz. İskelet sistemi açısından ise boyunuzda eskiye göre hafif bir kısalma ya da çökme fark ediyorsanız (örneğin eskiden 1.80 cm gelirken artık 1.78 cm ölçülmeniz gibi) bu durum kas ve iskelet sistemi üzerindeki testosteron eksikliğinin önemli belirtilerinden birisidir.
2. Zihinsel Fonksiyonlarda Azalma ve Ruhsal Değişimler: Zihinsel fonksiyonlarınızda eskiye göre bir azalma varsa ve dikkatinizi belirli bir alanda toplamakta (odaklanma) problem yaşıyorsanız şüphelenmelisiniz. Hayal kurarken bile zihninizde kesintiler (inkita) yaşanması, hayata karşı genel bir motivasyon azlığı, sabahları uyandığınızda güne başlamada isteksizlik ve yorgunluk hissi oldukça tipiktir. Özellikle akşamları işten eve dönüp yemek yedikten sonra “kimse bana dokunmasın, yerimde kalayım” şeklinde sadece fiziksel değil zihinsel olarak da “sakinleşeyim, durgunlaşayım, durmaya ihtiyacım var” tarzı bir hisse kapılıyorsanız, bu zihinsel belirtilere dikkat etmeniz gerekir.
3. Metabolizmanın Yavaşlaması ve Vücutta Yağlanma: Vücudun çalışma sistemi olarak adlandırdığımız metabolizma hızınızda bir yavaşlama hissediyorsanız testosteron eksikliğiniz olabilir. Bunun en net ve gözle görülür belirtisi kilo almanızdır. Özellikle göbek çevrenizde yağlanma giderek artıyorsa veya kadın tipi yağlanma dediğimiz kalçalar civarında bir yağlanma meydana geliyorsa, bu durum sizi doğrudan testosteron eksikliği açısından şüphelendirmelidir.
4. Cinsel İsteksizlik ve Sertleşme (Ereksiyon) Sorunları: Her insanın kendine ait normal bir cinsel birliktelik sıklığı ve süresi bulunmaktadır. Bu sıklıkta bir azalma hissediyorsanız, gün içerisinde aklınızdan eskiye göre daha az cinsellik geçiyorsa ve cinsel istek (libido) düzeyinizde genel bir düşüş varsa testosteron eksikliği aklınıza gelmelidir. Ayrıca eskisi gibi hızlı ereksiyon (sertleşme) yaşayamamak ve ereksiyon olduğunuzda dahi bunu uzun süre devam ettirememek gibi belirtiler yaşanıyorsa, durumu mutlaka değerlendirmelisiniz.
5. İnfertilite (Çocuk Sahibi Olamama Durumu): Özellikle biraz daha genç yaş grubundaki hastaların dikkate alması gereken bir diğer husus da çocuk sahibi olamama problemidir. Eşinizle düzenli ve sorunsuz bir cinsel birlikteliğiniz olduğu halde denemelerinize rağmen çocuk sahibi olamıyorsanız, testosteron eksikliği gibi hormonal faktörlerin çocuk sahibi olmayı olumsuz yönde etkileyebileceğini aklınızda bulundurmalısınız.
6. Ciltte Solukluk Hali ve Hafif Anemi: Kişinin kendi kendine keşfetmesi zor olabilen, genellikle bir doktor arkadaşı veya eş dost tarafından fark edilebilecek hafif bir anemi (kansızlık) hali de testosteron eksikliğine işaret edebilir. Eskiden kırmızı-pembe yanaklı iken eskiye göre cildinizde bir soluk benizlik ve solukluk hali hissediyorsanız bu durumu da bir testosteron düşüklüğü bulgusu olarak kontrol edebilirsiniz.
Sonuç ve Uzman Desteği Tüm bu anlattıklarımızı toparlamak gerekirse; hayatınızda depresif bir ruh hali, hafif bir göbeklenme, hareketlerinizde genel bir yavaşlama, hayata karşı bir isteksizlik, bıkkınlık ve durgunluk hali oluşmuş ise, lütfen bu fiziksel değişimlerin farkına varın. Testosteron eksikliği yaşınıza bakmaksızın 20’li yaşlarda da, 40’lı yaşlarda da veya 60’lı yaşlardan sonra da ortaya çıkabilir. Kendinizde bu şikayetleri gözlemliyorsanız, durumunuzu netleştirmek adına mutlaka profesyonel bir destek almalı ve bir üroloji uzmanı ile görüşmelisiniz.




